Ehl-i Beyt Hakkında Ayetler ve Hadisler.

Sayfa 33 den alıntıdır.

 

 Ehl-i Beyt Hakkında Ayetler ve Hadisler.

 

Âyet: Tathir Âyeti ve İlgili Kisâ Hadisleri 1- Ümmü Seleme annemiz nakletti: Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellem bizdeyken şu âyet nâzil oldu: “…Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden günahlarınızı gidermek ve sizleri tertemiz yapmak istiyor.” (Ahzâb, 33/33) Evde; Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellem, Ali, Fâtıma, Hasan ve Hüseyin vardı. Resûlüllah; onlara bir örtü bürüdü, (üzerindeki abanın altına onları da çağırarak) şöyle duâ etti: “Allah’ım işte bunlar benim Ehl-i Beyt’imdir, bana ait olan kimselerdir.Bunlardan günahı gider ve bunları kirlerden tertemiz kıl!” buyurdu. Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellem, bu sözü üç defa tekrarladı. Ümmü Seleme annemiz: “Ey Allah’ın Resûlü, ben de sizinle miyim?” diye sordum. Bana: “Sen yerinde dur, sen zaten hayır ve saâdet üzeresin, sen Resûlüllah’ın zevcesisin.” diye cevap verdi.

 2- Hz. Âişe annemiz; Tathir âyetinin tefsiri hakkında şu hadisi rivâyet etmiştir: “Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellem, üzerinde siyah kıldan nakışlı bir kumaş olduğu halde sabahleyin evden çıktı. O sırada Hasan geldi, onu örtünün altına aldı. Sonra Hüseyin geldi, onu da örtü altına aldı. Sonra Fâtıma geldi, onu da aldı. Sonra Ali geldi, onu da örtünün altına aldı. Sonra da: “Ey Ehl-i Beyt; Allah kusurlarınızı giderip, sizi tertemiz yapmak istiyor” buyurdu.”

 3- Ebû Saîd el-Hudrî nakletti: Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellem buyurmuştur ki: “Tathir âyeti; beş kişinin hakkında nâzil olmuştur: Ben, Ali, Fâtıma, Hasan ve Hüseyin.”

 4- İbn Havşeb el-Hanefî, Ümmü Seleme annemizden nakletti: “Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellem benim yanımdayken, Hasan ve Hüseyin’i iki koltuğuna alıp, Fâtıma çıkageldi. Elinde Hasan’ın sıcak yemeği olan çömleği vardı. Yemeği, Resûlüllah (sav)’in önüne koyunca, Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellem: “Hasan’ın babası nerede?” buyurdu. Fâtıma: “Evde” dedi. Resûlüllah (sav) onu da çağırdı. Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellem, Ali, Fâtıma, Hasan, Hüseyin oturup yemeği yediler. Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellem; her zaman beni de dâvet ederdi, bu defa beni çağırmadı. Yemekten sonra Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellem elbisesi ile üzerlerini kapladı ve: “Allah’ım! Sen onlara düşman olana düşman ol, dost olana da dost ol.” buyurdu.”

5- Hz. Hüseyin’in şehâdet haberi gelince Ümmü Seleme annemiz şöyle dedi: “Allah, Irak halkına lânet etsin. Onu öldürdüler, Allah da onları öldürsün. Onu kandırıp zelil ettiler. Allah onlara lânet etsin. Bir sabah Fâtıma, Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi veselleme yaptığı etli yemekten getirmişti. Tabağı Resûlüllah (sav)’in önüne koyunca Resûlüllah (sav): “Amcan oğlu Ali nerede?” diye sordu. Fâtıma: “Evdedir” cevabını verince; “Git ve onunla iki oğlunu getir.” Hz. Fâtıma, oğullarını ellerinden tutup geldi. Hz. Ali de arkalarından geliyordu. Resûlüllah (sav)’in yanına gelince; Resûlüllah (sav), çocukları kucağına oturttu. Hz. Ali sağına, Hz. Fâtıma da soluna oturdu. Resûlüllah (sav), Medine’de üzerinde yatmak için kullandığımız Hayber işi bir yaygıyı çekip aldı. Hepsini bu örtü ile örttü. Sol eli ile örtüyü tuttu. Sağ elini de açarak şöyle duâ etti: “Allah’ım! Bunlar benim Ehl-i Beyt’imdir. Onların kusurlarını gider ve tertemiz kıl!” diye tekrarlamaya devam etti. Ben “Ey Allah’ın Resûlü, ben de Ehl-i Beyt’ten değil miyim?” deyince, “Bilakis sen de ailemdensin, örtünün altına gir!” buyurdu. Ben de onun amcaoğlu, kızı ve torunları için ettiği duâ bitene kadar bekledim ve duâ bitince ben de örtü altına girdim.”

6- Ümmü Seleme annemiz nakletti: Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellem evimde olduğu sırada hizmetçi gelip, Ali ve Fâtıma’nın kapıda olduğunu haber verdi. Resûlüllah bana “Ehl-i Beyt’im geldi, bir köşeye çekil” buyurdu. Ben de bir kenara çekildim. Ali, Fâtıma ve çok küçük olan Hasan ve Hüseyin içeri girdiler. Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellem çocukları aldı. Öptü, kokladı ve kucağına oturttu. Ali ve Fâtıma’ya da sarıldı. Sonra kendisine ait bir elbise ya da örtüyü bunların üzerine örttü ve: “Allah’ım! Ehl-i Beyt’imi, cehenneme değil sana arz ediyorum!” Ümmü Seleme annemiz: “Ey Allah’ın Resûlü! Ya ben?” diye sordum: “Sen de!” buyurdu.

7- Zeyneb b. Ebû Seleme nakletti: “Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellemin kalma sırası Ümmü Seleme annemize gelmişti. Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellem; yanında Fâtıma, Hasan ve Hüseyin ile birlikte Ümmü Seleme’nin evine girdiler. Hasan’ı bir tarafına, Hüseyin’i diğer tarafına, Fâtıma’yı da önüne aldı. Sonra: Allah’ın rahmeti, bereketi sizin üzerinize olsun, Ey Ehl-i Beyt! “Şüphesiz O, hamde lâyıktır, şeref ve kerem sahibidir.” (Hûd, 11/73) Ben ve Ümmü Seleme de oturuyorduk. Bunun üzerine, Ümmü Seleme ağladı. Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellem, ona baktı ve: “Seni ağlatan nedir?” buyurdu. “Ey Allah’ın Resûlü! Ehl-i Beyt’i sadece onlara özel kıldın, beni ve kızımı bıraktın!” dedi. Bunun üzerine Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellem: “Sen ve kızın da Ehl-i Beyt’tensiniz!” buyurdu.”

 8- Ebû Ammâr nakletti: Vâsile b. Eskâ’nın yanında, Hz. Ali’den bahsedilince bana: Ben, Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellemden gördüğüm bir şeyi haber vereyim deyip şöyle nakletti: Hz. Ali’yi sormak için Fâtıma’nın yanına gittim. Bana: “Resûlüllah’ın yanına gitti” dedi. Ben de oturup beklemeye başladım. Bu sırada Hz. Peygamber (sav) geldi. Yanında Ali, Hasan ve Hüseyin vardı. Resûlüllah (sav), Hasan ile Hüseyin’in elinden tutmuştu. Girince Ali ve Fâtıma’ya yaklaştı ve onları önünde oturttu. Hasan’ı bir dizine, Hüseyin’i de diğer dizi üzerine oturttu. Sonra abasıyla onları sardı ve: “Allah, sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.” âyetini okuyup, şöyle buyurdu: “Allah’ım, bunlar benim Ehl-i Beyt’imdir ve Ehl-i Beyt’im rahmetine daha çok hak sahibidir.” 47 Vâsile: “Ey Allah’ın Resûlü, ben de senin ailenden miyim?” diye sorunca, Resûlüllah (sav) efendimiz: “Evet, sen de ailemdensin” buyurdu. Vâsile: “En çok ümit ettiğim şey işte Resûlüllah (sav)’in böyle söylemesidir” derdi.

 9- Bu âyet nâzil olduğu zaman, Hz. Ali (kv) şöyle nakletti: “Vahiy indiği zaman Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellem: “Çağırın! Çağırın!” buyurdu. Hz. Safiye: “Kimi çağıralım?” deyince, Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellem: “Ehl-i Beyt’imi; Ali, Fâtıma, Hasan ve Hüseyin’i çağırın!” Onlar geldiğinde elbisesini üstlerine serdi. Ellerini göğe doğru kaldırdı ve şöyle buyurdu: “Allah’ım, bunlar benim Ehl-i Beyt’imdir. Salât ve selâmını; Muhammed’in ve Âl-i Muhammed’in üzerine kıl!” Sonra da Ahzâb Sûresi 33. âyeti okudu.”

10- Enes b. Mâlik nakletti: “…Ey Ehl-i Beyt; Allah günahlarınızı giderip, sizi tertemiz yapmak istiyor.” (Ahzâb, 33/33) Bu âyet indiği zaman; Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellem, sabah namazına giderken altı ay boyunca Hz. Fâtıma (ra)’nın kapısına uğrayıp: “Ey Ehl-i Beyt, namaza kalkınız! Ey Ehl-i Beyt! Allah günahlarınızı giderip sizi tertemiz yapmak istiyor” buyurdu.

 11- Süyûtî, Ahzâb 33. âyetin tefsiri ile ilgili şu hadisleri nakletti: Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellem şöyle buyurdu: “Ey Allah’ım! Bunlar benim seçkinlerim ve Ehl-i Beyt’imdir. Onlardan her türlü pisliği gider ve onları tertemiz kıl!” Yine Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellem şöyle buyurdu: “Ben ve Ehl-i Beyt’im her türlü günahtan uzağız.” Başka bir rivâyette Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellem şöyle buyurdu: “Allah’ın tertemiz kıldığı biz Ehl-i Beyt, peygamberler şeceresindeniz. Risâletin yeri, meleklerin onlara inip çıktıkları, rahmet evi ve ilim madeni biz Ehl-i Beyt’iz.” 51 İmam Süyûtî, Ahzâb 33. âyetinin Hz. Ali, Hz. Fâtıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin hakkında indiğini; Müslim, Tirmîzî, İmam Ahmed, İbn Cerir et-Taberî, İbn Ebî Şeybe, İbn Ebû Hatim, İbn Merdûye, İbn Münzir ve Hâkim’in; Hz. Âişe annemizden naklettiklerini kaydediyor. Altı ay veya sekiz ay boyunca bu âyeti sabah namazında Hz. Ali ve Hz. Fâtıma’nın kapısında okuduğunu ve namaza davet ettiğini de Enes b. Mâlik’ten naklettiklerini kaydediyor.