Ehl-i Beyt Nedir ve Ehl-i Beyt Kimlerdir

 

Ev halkı anlamına gelen “Ehl-i Beyt” tabiri genel olarak Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellemin kendi aile fertleri için kullanılmıştır. Başta kendi zatı şerifleri olmak üzere; Hz. Ali (kv), Hz. Fâtıma (ra), Hz. Hasan (ra) ve Hz. Hüseyin (ra) olmak üzere beş kişidir.

Bazı hadislere dayanılarak, genel anlamda, Ehl-i Beyt tabiri içerisine, Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellemin bütün hanımları, bütün akrabaları, Ümmü Seleme annemiz, Selman-ı Fârisî Hazretleri,  Ashâb’tan Vâsile b. Eskâ,  hatta bütün Ashâb-ı Kiram, kıyamete kadar gelen bütün Müslümanlar girebilir şeklinde yorumlar vardır.

Ancak bizim konumuz; Ahzab Suresi 33. Ayette geçen ve Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellemin abası altına alarak, hadisleriyle belirlemiş olduğu “Ehl-i Beyt” tabiridir. Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellemin iltifatları gereği vârid olan bazı hadisleri yanlış değerlendirmemek gerekir. Ehl-i Beyt tabirini geniş anlamıyla ele alarak, açıklamaya çalışırsak konuyu ana ekseninden kaydırmış, başka mecralara taşımış oluruz. Bu da doğal olarak konuyu çarpıtmamıza sebep olacaktır. Biz bu kafa karışıklığından uzak durup sadece özel olan “Ehl-i Beyt” tabiri üzerinde duracağız. Geniş bilgi ve farklı yorumlar için baknz: Bahaüddin Varol, Ehl-i Beyt Kavramsal Boyut, Yediveren Yay. Konya 2004, s.60-99; B. Varol, Ehl-i Beyt Sevgisi Nedir? Nasıl Olmalıdır? İstem Dergisi, Yıl:1, Sayı:2, 2003

Ahzab Suresi 33. âyetin meali:

“Evlerinizde oturun, ilk cahiliye devrinde olduğu gibi açılıp saçılmayın. Namaz kılın, zekât verin Allah ve Resûlüne itaat edin.

Ey Ehl-i Beyt, muhakkak ki Allah, sizden her türlü pisliği gidermek ve tertemiz kılmak ister.” Ahzab 33/33

Ayeti kerimenin birinci kısmı Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellemin hanımlarına hitap ettiği için müennes bir hitap iledir. Ancak âyeti kerimenin ikinci kısmı müzekker bir hitap iledir. Çünkü Ehl-i Beyt’in çoğunluğu erkektir. Türkçede kadınlara ve erkeklere siz diye hitap edebilirsiniz. Ancak Arapça’da bu mümkün değildir. Dolayısı ile Allah celle celalühünün işareti çok açıktır. Emir, Enis; Fazilet-i Ehl-i Beyt-i Resûlüllah, Der Yay. İstanbul 1993, s.16

Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellem, yirmi civarında farklı rivâyet ve farklı zamanlarda vârid olan Kisâ Hadisi’nde; Hz. Ali (kv), Hz. Fâtıma (ra), Hz. Hasan (ra) ve Hz. Hüseyin (ra)’ı örtüsünün ya da abasının altına alması ve o şekilde duâ etmesi. Sekaleyn Hadisi’nde, Hz. Ali (kv)’yi yanına oturtup elinden tutması ve onu Ashâb’ına takdim etmesi. Meveddet âyetinde geçen ve sevgisi vacip olan yakınları olarak: “Ali, Fâtıma ve iki çocuklarıdır” buyurması. Mübâhale âyeti geldiği zaman Hz. Ali (kv), Hz. Fâtıma (ra), Hz. Hasan (ra) ve Hz. Hüseyin (ra)’ı yanına alarak Necranlı Hıristiyanların olduğu çöle yürümesi. Altı ay ve ya sekiz ay boyunca Hz. Fâtıma’nın kapısına gelerek “Ey Ehl-i Beyt!..” Ahzab 33/33 âyetini okuyup, onları sabah namazına çağırması. Bu âyet ve hadisleri ilerleyen sayfalarda göreceksiniz.  Ve benzeri hadislerde Ehl-i Beyt’in belirlenmesinde ve kimler olduğu hususunda bize yol gösteren işaret taşlarıdır. Geniş bilgi için baknz: Gülgün Uyar, Ehl-i Beyt İslam Tarihinde Ali-Fâtıma Evladı, Marmara İlâhiyat Vakfı Yay. 2011 s.38-39

Kitap içerisinde geçen bazı hadislerde: “Ehl-i Beyt’im benden sonra; bencillik ve şiddetli bela görecek ve diyardan diyara sürüleceklerdir!” Hz. Ali bölümü 276. hadis örneğinde olduğu gibi birçok hadiste; Hz. Ali (kv), Hz. Fâtıma (ra), Hz. Hasan (ra), Hz. Hüseyin (ra)’a ve bunların nesline işaret ettiği, tarihin seyrine bakarak açık olan bir mûcizedir. Zulme ve sürgüne uğrayanların kimler olduğu gayet açıktır. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür, ancak bu kadarını yeterli görüyoruz. Şiâ’nın bazı gruplarının da aynı sonuca ulaşıyor olması Ehl-i Beyt gerçeğini değiştirmez.

İslam tarihinde; Hz. Hasan (ra)’ın neslinden gelenlere “şerif”, Hz. Hüseyin (ra)’ın soyundan gelenlere “seyyid” denilmiştir. Bunlar “evlâd-ı resûl” olarak kabul edilmişlerdir. Kendilerine saygı ve sevgi göstermek Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi veselleme saygı ve sevgi göstermek anlamına gelmiştir. Halk arasında tanınmaları için yeşil sarık, yeşil cübbe onların nişaneleri sayılmıştır. İslam tarihinde onların isimleri, şecereleri ve ahlâkî durumlarını tespit eden teşkilâtlar kurulmuş, sadaka almaları haram kılındığı için devlet tarafından kendilerine tahsisat bağlanmıştır. Evlâd-ı resûlün ileri gelenlerine “Nakîbü’l-Eşraf” denilirdi. Bunlar padişahların taht merasimlerinde bulunur ve padişahların tâcını ve hırkasını giydirmeleri uğur sayılırdı.

Ehl-i Beyt’in özellikleri, faziletleri, menkîbeleri ve mâruz kaldıkları üzücü olayları konu edinen birçok müstakil eser yazılmıştır. Geniş bilgi için: Mustafa Öz, DİA, Ehl-i Beyt,  X, 498; Süleyman Uludağ, DİA, Âl-i Aba, II, 306; Şit Tufan Buzpınar, DİA, Nakîbüleşraf, XXXII, 322