İLK FİTNE

Sayfa 329 dan alınmıştır.

 

Kaynakların uzun uzadıya üzerinde durdukları ve fitne olarak değerlendirdikleri dünya malı ve dünya menfaatine de değinmeden geçmeyelim. Resûlüllah (sav) efendimiz ile başlayan İslâmî fetihler; Hz. Ömer (ra) devrinde zirveye ulaşmış, Hz. Osman (ra) devrinde de sürmüştür. Bu fetihlerle İran ülkesi tamamen fethedilmiş, Bizans topraklarının büyük bir bölümü İslam ülkesi olmuş, Kuzey Afrika’dan Hindistan’a kadar büyük bir İslam ülkesi meydana çıkmıştı. Bu fetihlerle elde edilen ganimetler, Medine’ye geldikçe sosyal ve ekonomik konumlar hızla değişiyordu. Bu gelen ganimetler ve fethedilen ülkelerdeki zenginlikler; dünya malını, dünya menfaatini ön plana çıkarıyor ve insanlar arasındaki fitneyi körüklüyordu.

 

itneden korkan, Hz. Ömer (ra)’ın halife seçimi: Hz. Ömer (ra), Muğîre b. Şu’be’nin kölesi, Ebû Lü’lü tarafından yaralanınca; öleceğini anladı ve kendi yerine altı kişilik bir şûrâ heyeti seçti. Hayatta kalan son Aşere-i Mübeşşere mensupları olan; Hz. Ali, Hz. Osman, Abdurrahman b. Avf, Sa’d b. Ebî Vakkas, Talha b. Ubeydullah, Zübeyr b. Avvam. Yedinci kişiyi de oğlu Abdullah’ı seçti. Hz. Ömer’in talimatında Abdullah halife olmayacaktı. Ancak oğlunun Abdurrahman b. Avf’ın tarafını desteklemesini şart koştu.

Halife Hz. Ömer (ra)’ın talimatlarına dikkatinizi çekmek istiyoruz: Suheyb-i Rumî’yi Medine kaymakamı ve mescide imam tayin etti.

Mikdad b. Esved’i şûrâyı toplamakla vazifelendirdi. Ensar’dan Ebû Talha’yı elli kişilik bir askeri timle şûrânın başına tedbir amaçlı vazifelendirdi.

Ebû Talha’ya verdiği talimat şöyle: Üç gün içinde mutlaka halife seçilmiş olacak! Eğer seçmezlerse hepsini öldürün!

Beş kişi bir tarafta, diğer tarafta tek kişi kalıp uyuşmazlarsa tek kalanı öldürün! Dört kişi bir tarafta, iki kişi bir tarafta kalırsa iki kişiyi öldürün! Üç kişi bir tarafta, üç kişi bir tarafta kalırsa oğlum Abdullah hangi tarafı tutarsa, diğer tarafı öldürün! İbn Sa’d, Tabakât, III, 400-405; İbn Kesîr, El-Bidâye, VII, 238; Cevdet Paşa, Kısâs-ı Enbiyâ, I, 425-426; Ebû Zehra, Muhammed; Mezhebler Tarihi,  İstanbul, s.83-99; El-Askalânî, El-Metâlib, III, 3925

Hz. Ömer (ra) son olarak şöyle buyurdu: “Müslümanlarla müşâvere etmeksizin, zorbalıkla kendisini emir kılmaya çalışanı hemen öldürünüz!” Ebû’l-A’lâ Mevdûdî, Hilâfet ve Saltanat, Hilal Yay. İstanbul 2011, s.90

Aşere-i Mübeşşere’nin sağduyusu sayesinde, bunlardan hiçbirine gerek kalmamıştır. Muâviye’nin; halifelik iddiasıyla ortya çıkmasını ve Ümmet-i Muhammed’in arasına nifak sokmasını normal görenlerin, konunun hassasiyetine dikkatlerini çekmek istiyoruz.

Hz. Ömer (ra) vefat etmeden önce seçmiş olduğu bu altı kişilik şûrâ heyeti çalışmalarını şöyle sürdürdü. Abdurrahman b. Avf; kendisi aday olmadığını söyleyerek, diğerlerinin görüşlerini sordu. Rey ve görüşler Hz. Ali (kv) ve Hz. Osman (ra) üzerinde toplandı. Abdurrahman b. Avf, kim seçilirse seçilsin, seçeceği halifeye herkesin itaat edeceğine dair söz aldı. Ertesi gün mescide herkesin huzuruna çıktılar: Abdurrahman b. Avf; Önce Hz. Ali (kv)’ye, “Allah’ın Kitabı ve Resûlüllah’ın Sünneti üzerine amel edeceğine söz verir, teminat verir misin?” diye sorunca, Hz. Ali (kv); “Allah’ın izniyle gücüm yettiği kadar, yerine getiririm” buyurdu. Hz. Osman (ra)’a aynı soruyu sorunca, tereddütsüz ve şartsız teklif edilen şeye: “Yerine getiririm” diye kesin söz söyleyince, Abdurrahman b. Avf, “Öyleyse şâhid olun! Boynumdaki emaneti Osman’a devrediyorum” deyip, biat etti. Geniş bilgi için baknz: Zehebî, Tarihü’l-İslam, VI, 10; Cevdet Paşa, Kısâs-ı Enbiyâ, I, 426; Mustafa Fayda, DİA, Hz. Ömer, XXXIV, 44-51

Daha sonra Hz. Osman (ra) zamanında sıkıntılar çıktıkça, Hz. Ali (kv)’ye defalarca karşı çıkmasını isteyenler oldu. Hz. Ali (kv); her defasında, şûrâ heyeti huzurunda Abdurrahman b. Avf’a verdiği sözü hatırlatıp: “Ben söz verdim, ahde vefasızlık etmem” buyururdu.  El-Askalânî, El-Metâlib, IV, 4458

 

Münafık Abdullah b. Seb’e; Hz. Ali (kv)’yi, Hz. Ebû Bekir (ra) ve Hz. Ömer (ra)’tan üstün tutmuştur. Hz. Ali (kv), bunu duyduğu zaman, yemin ederek: “Onu öldürürüm!” buyurdu. “Seni seveni niçin öldürüyorsun?” diye sorulduğunda: “Beni onlardan üstün tutanı elbette öldürürüm! Benim olduğum şehirde durmasın!” deyip, hemen Kûfe şehrinden Medayin’e sürdürdü. M. Câmi, Şevâhidü’n-Nübüvve, s.175; El-Heytemî, Savâikü’l-Muhrikâ, s.165; Şems-i Sivasî, Çehâr-ı Yâr-i Güzîn, s.244

“Fitne öldürmekten daha şiddetlidir.” Bakara 2/191

“Fitne öldürmekten daha büyük bir suçtur.” Bakara 2/217

 

Hz. Ömer (ra) hilâfetinin son senelerinde, hazır olan Ashâb-ı Kiram’a hitaben: “Resûlüllah’ın haber verdiği fitne, hanginizin hatırındadır?” diye sordu. İçlerinden Huzeyfe b. Yemân (ra) “Ey Mü’minlerin Emiri! Kişinin ailesinden ve malından, evladından ve komşusundan dolayı fitneye uğramasıdır. Bu çeşit günahlara, oruç ve namazlar, iyiliği emredip kötülükten sakındırmak keffaret olur” dedi. Hz. Ömer (ra): “Maksadım o fitne değil, deniz gibi dalgalanacak olan büyük fitneyi sordum” deyince; Hz. Huzeyfe: “Ey Mü’minlerin Emiri! Sen o fitneyi görmezsin! Senin zamanında o fitneyle aranda sağlam bir kapı vardır.” Hz. Ömer (ra): ”Bu kapı kırılacak mı, yoksa açılacak mı?” diye sordu. Hz. Huzeyfe: “Kırılacak!” dedi. Hz. Ömer: “Öyleyse artık kapanmaz!” deyip teessüf etti. Hz. Ömer dışarı çıktığında konuyu iyice öğrenmek için Ashâb-ı Kiram; Huzeyfe’den sordular: “Bu kapı nedir?” Huzeyfe: “Kapı Ömer’dir!” Tekrar sordular: “Ömer kapıyı biliyor mu?” Huzeyfe dedi ki: “Sabahtan sonra, akşamın geleceğini nasıl bilirse, öylece bilir.” Huzeyfe sonra: “Kapının kırılmasının, Hz. Ömer’in şehit edileceğinin işareti” olduğunu da söyledi. Buhârî, Menâkıb 25, 3686; Müslim, Fitne 26/ XI, 436; Tirmîzî, Fitne 71, 2258/ II, 467; İbn Mâce, Fitne, X, 9, 3955; Ahmed, Müsned, XX, 28432; Zehebî, Tarihü’l-İslam, II, 91; İbn Kesîr, El-Bidâye, VI, 279; Cevdet Paşa, Kısâs-ı Enbiyâ, I, 415

 

İslam âlimleri, büyük fitneyi; Hz. Osman (ra)’ın kanı Mushaf-ı Şerif üzerine döküldüğü zaman başladı demişlerdir. Cevdet Paşa, Kısâs-ı Enbiyâ, I, 604 Kırılacak olan kapının da Hz. Osman (ra) olduğu şeklinde yorumlamışlardır. M. Çağırıcı, DİA, Fitne, XIII, 156