Hz. Osman (ra)’ın Şehâdeti.

Sayfa 335 den alınmıştır.

 

Hz. Osman (ra)’ın Şehâdeti ile İlgili Haberler

34/654 yılı Hac dönüşü, Hz. Osman (ra); ihtilâl alâmetleri belirince, valilerini Medine’ye istişare için topladı. Ashâb’ın ileri gelenleri de bu istişarede bulundu. Genel olarak Ümeyyeoğulları’ndan olan bu valiler; söylentilerin bir dedi kodu ve tertip olduğunu, bu muhalif söylentileri çıkaranlara karşı sert tedbirler alınmasını, gerekirse öldürülmesini tavsiye ettiler. Hz. Osman (ra) da bu fikre katılınca, Hz. Ali (kv): “Muhalifler, senin onları katletmenden çok senin adaletine muhtaçtır” dedi. Özkes, İ, Emevî Siyaseti, s.24-26; Aycan, İ. Muâviye b. Ebî Süfyân s.85

 

Bu toplantı da Muâviye; Muhacir ve Ensar’ı tehdit etti ve Hz. Ali (kv)’nin görüşlerine de karşı çıktı ve tartıştılar. Hz. Ali (kv); Hz. Osman (ra)  şehit edilmeden önce, isyancılar Medine’ye toplanmaya başladığında; Hz. Osman (ra)’a Muâviye’yi valilikten alması için nasihat etti. Hz. Osman (ra): “Bilmez misin, Muâviye’yi Ömer vali yaptı!” dedi. Hz. Ali (kv): “Bilmiyor musun? Muâviye Ömer’den, Ömer’in kölesinin korktuğundan çok korkardı. Şimdi ise Muâviye; Osman’ın emridir diye, nice yolsuz işler yapıyor. Sen de bu durumu düzeltmiyor ve valiyi değiştirmiyorsun!” dedi. Zehebî, Tarihü’l-İslam, VI, 110; Cevdet Paşa, Kısâs-ı Enbiyâ, I, 475; İslamoğlu, M, İmamlar ve Sultanlar, s.73; Aycan, İ. Muâviye b. Ebî Süfyân s.86

Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellem bir gün Hz. Osman (ra)’ın yüzüne baktı. Gözleri yaşla doldu ve mübarek yanaklarından yaşlar süzüldü. Sonra da şöyle buyurdu: “Ey Osman! Çok zaman geçmez seni mazlum olduğun halde katlederler. Allah, bütün şehitlerin selâmını sana ihsan buyursun. O gün geldiğinde sabırlı ol! Allah-ü Teâlâ’nın sana giydirdiği gömleği sırtından çıkarma! Çok zaman geçmez Allah-ü Teâlâ sana bir gömlek giydirir. Münafıklar bunu senden soyup almak ister. Sen o gömleği çıkarma! Tirmîzî, Menâkıb 19, 3705/ III, 550; İbn Mâce, Mukaddime, I, 11, 101; Ahmed, Müsned, XIX, 27404; İbn Sa’d, Tabakât, III, 71; El-Heytemî, Savâikü’l-Muhrikâ, s.254 Eğer çıkarırsan nefsimi kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki; deve iğnenin deliğinden geçmeden cennete giremezsin!” Taberânî, Mu’cemül Evsat, 5749; İbn Kesîr, El-Bidâye, VI, 283; En Sevgilinin Dostları, s.213

 

*-Ebû Sehle şöyle nakletti: “Hz. Osman kuşatıldığı zaman, kendisinden sorduk: “Ey Mü’minlerin Emiri seni korumak için âsilerle savaşmayalım mı?” Hz. Osman (ra) şöyle dedi: “Hayır, çünkü Resûlüllah bana bir şeyler söylemiş ve benden söz almıştır. Ben o söz için sabredeceğim.” Hz. Osman (ra), yukarıdaki hadise işaret etmiştir. İbn Kesîr, El-Bidâye, VII, 297

 

Abdullah b. Riyâh ve Ebû Katade nakletti: Hz. Osman (ra)’ın evini isyancılar kuşatıp da mücadele şiddetlenince, Hz. Osman (ra) kendi kölelerine buyurdu ki: “Kim kılıcını kınına koyarsa azat olsun!” Hz. Hasan (ra) ile birlikte Hz. Osman’ın yanına girdik. Hz. Hasan (ra): “Ey Mü’minlerin Emiri! Senin emrin olmadan ben Müslümanlara kılıç çekmem. Sen hak üzere imamsın, emret bu belayı başından def edeyim!” dedi.

Hz. Osman (ra) buyurdu ki: “Ey kardeşimin oğlu, kılıcını al evinde otur! Hak Teâlâ’nın emri ne ise o olacaktır. Bu gece rüyamda Resûlüllah’ı (sav) gördüm, bana şöyle buyurdu: “Eğer mücadele edersen, yardım görür kurtulursun. Mücadele etmez, şehit olursan, yarın iftarı beraber ederiz.” Ben Resûlüllah ile iftar etmek istiyorum.” Hz. Osman (ra), oruçlu iken şehit edilmiştir. Hatta bir önceki günde içecek su bulamadığından yine su içemeden niyetlendiği nakledilmiştir. İbn Kesîr, El-Bidâye, VII, 299-300; M. Câmi, Şevâhidü’n-Nübüvve, s.182; En Sevgilinin Dostları, s.268,269; Hz. Osman (ra)’ın şehâdeti ile ilgili baknz: El-Askalânî, El-Metâlib, IV, 4438-4457; Hâkim, El-Müstedrek, VI, 4610

 

Hz. Osman (ra)’ın Şehit Edilmesi

Hz. Osman (ra), halifeliğinin ikinci yarısında, başta Ashâb-ı Kiram olmak üzere çeşitli gruplar tarafından eleştirilerin odağında olmuştur. En çok eleştiri aldığı konuların başında yakın akrabalarını önemli devlet görevlerine getirmesi ve yine akrabalarına bol miktarda karşılıksız bağışta bulunmasıdır. Hz. Osman (ra) Muâviye’nin sınırlarını genişletip Suriye genel valisi yaptı. Kûfe valiliğine önce anne bir kardeşi Velid b. Ukbe b. Ebî Muayt’ı, şikâyet olunca da yine akrabası Saîd b. Âs’ı getirdi. Mısır valiliğine Amr İbnü’l Âs’ın yerine kendi sütkardeşi Abdullah b. Sa’d b. Ebî Serh’i getirdi. Basra valiliğine Ebû Mûsa el-Eş’ari’nin yerine dayısının oğlu Abdullah b. Âmir’i tayin etti. Amcasının oğlu Mervan b. Hakem’i de kendi yanına müsteşar ve kâtip yaptı. Böylece bütün devlet kademesi ve yetkileri Ümeyyeoğulları elinde toplanmış oldu. Bu kimselerin bir kısmı Resûlüllah (sav) ve önceki halifeler tarafından dışlandığı ve liyakat ehli olmadığı gerekçesi ile sürekli eleştirilir olmuş ve Hz. Osman’da bu anlamda eleştirilerin odağında kalmıştır. Hz. Peygamber (sav)’in Ashâb’ı hayattayken, bazısı kılıç zoruyla Müslüman olmuş, bazısı idam edilmekten kurtulmuş, bazısı münafıklıktan ilâhî damga yemiş, bu kimselerin önemli görevlere tayin edilmesi Muhacir ve Ensar’ı üzmüştür.

Halife’nin ve Ümeyyeoğulları’nın uygulamalarını eleştiren sahâbîlerden Hz. Âişe’nin maaşı azaltılmış, Ebû Zerr el-Gıffârî sürgüne gönderilmiş, Abdullah b. Mes’ûd’un tahsisatı kesilmiş ve dövülmüş, Ammar b. Yasir bayıltılıncaya kadar mescidde dövülmüştü. Medine ve Mekke’nin dışında Kûfe, Basra ve Mısır’dan da şiddetli şekilde eleştiriler gelmekteydi. Bu eleştirileri yapan kişi ve gruplar çeşitli cezalara ve sürgünlere maruz kalmışlardır.

Sayıları binlerle ifade edilen isyancılar, Kûfe’den, Basra’dan Mısır’dan ve daha başka vilayetlerden Medine’ye toplanmaya baladılar. İstekleri, Hz. Peygamber (sav)’in ve önceki iki halifenin yolundan gidilmesi ile başlıyor, valilerin azledilmesi ve Hz. Osman’ın hilâfetten çekilmesine kadar dayanıyordu.

 

Hz. Ali, birkaç yıldan beri Ashâb-ı Kiram’ın ve dertlerini anlatmak bakımından vilayetlerdeki muhaliflerin sözcüsü durumundaydı. Hz. Osman’a destek olmak için her vesile ile fikir veriyor ve nasihat ediyordu. Emevî ailesi ve özelliklede Mervan, Hz. Ali’nin fikirlerine ve görüşlerine değer verilmemesi kanaatindeydiler. Bu anlamda Halife’nin yalnızlaşan durumunu Hz. Ali’nin şu sözleri ifade ediyor: “Eğer hiçbir şeye karışmasam evimde otursam, kendisini terk ettiğimi yalnız bıraktığımı söylüyor. Eğer işlere Halife’nin lehine müdahale eder düzene sokarsam Mervan geliyor, işi bozuyor ve onunla istediği gibi oynuyor”

 

Muâviye, her an her şey olacak şekilde Halife’yi takip ediyordu. Halife’yi Şam’a götürmek istedi. Ancak Hz. Osman kabul etmedi. Medine’ye bir ordu gönderip, kendisine muhalif olan Muhacir ve Ensar’a haddini bildirmek istedi. Hz. Osman buna da izin vermedi. Muâviye her vesile ile Halife’yi koruyacağına dair söz verip Şam’a döndü.

 

İlk isyancılar Kûfe’den, sonra Basra’dan ve en kalabalık ve şerlileri ise Mısır’dan geldiler. Elli gün kadar devam eden bu kuşatma sürecinde, Hz. Osman başlangıçta isyancılara nasihat etti. İsyancılar vilayetlerine dönmek üzere Medine’den ayrıldılar. Mısır’a Muhammed b. Ebî Bekir, isyancıların isteği üzerine vali tayin edildi. İsyancılar, Hz. Ali(kv)’yi de kefil tuttular. Üç günlük yol aldıktan sonra yolda Halife’nin kölesini gördüler ve sorguladılar. Kölenin üzerinden eski Vali Abdullah b. Sa’d b. Ebî Serh’e gönderilen mektubu buldular. Mektup eski valiye gönderilmiş ve yeni valinin öldürülmesini ve vaziyete el konulmasını istiyordu. Hz. Osman’ın mührü ile mühürlenmişti. İsyancılar yeniden geri döndüler, Hz. Ali ve diğer sahâbîleri şahit tutarak, mektubu okudular.

 

Hz. Osman’ın mührünü, devesini ve kölesini Mervan b. Hakem’in kullandığı ve yazıyı onun yazdığı anlaşıldı. İsyancılar, Mervan’ı istediler. Ancak Hz. Osman, Mervan’ı isyancılara teslim etmedi. Hz. Ali de Mervan’ın ortaya çıkmasını istediyse de Hz. Osman yanaşmadı. Mektup hadisesi diğer vilayetlerde de duyuldu. Dönen ve dönüş yolunda olan bütün isyancılar tekrar geri Medine’ye geldiler. Hz. Osman’ın evini yeniden ve daha sıkı kuşatarak, kesin olarak halifeliği bırakmasını istediler. Ancak Hz. Osman: “Allah’ın giydirmiş olduğu bir elbiseyi çıkarmam” diyordu.

 

Hz. Osman, isyancıların şikâyetlerini tekrar dinledi. Kur’ân ve Sünnet’e göre hüküm vereceğine dair söz verip isyancıları ikna etti. Ancak Mervan’ın Hz. Osman’ın izniyle yaptığı konuşma, isyancıları kızdırdı. Son on gününde Hz. Osman’ın evinden çıkmasına ve mescidde imamlık yapmasına da izin vermediler.

 

Hz. Osman bu aşamada gizlice valilerinden, özellikle de Muâviye’den tekrar yardım istedi. Şehir dışına ordular gelmesine rağmen, şehre giren olmaması düşündürücüdür. Çoğu Ashâb-ı Kiram’dan oluşan Medineliler, Hz. Osman’a kırgın olduklarından muhasara başlayınca evlerine kapanıp kapılarını kapadılar. İsyancılar, Hz. Ali ve Ümmü Habibe’nin su ve yiyecek yardımını sert bir şekilde engellediler. Hz. Osman da kendisine yardım etmek isteyenlere engel oldu. Emrindeki kimselerden hiçbir savunma yapmalarını istemedi. Kimsenin kendisini tehlikeye atmasını istemedi. Öldürüleceğini biliyordu. Ancak halifeliği hiçbir şekilde bırakmadı. Resûlüllah (sav)’in, “Bir musibetten sonra şehit olacağı haberini” ve “Yarın kendisiyle iftar etmesini istediğini” söylüyordu.

 

Bu sırada halifenin kapısında, aralarında Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in de bulunduğu Ashâb-ı Kiram evlatları nöbet tutuyordu. Yiyecek ve içecek ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. Bu uğurda yaralandılar. Ancak Hz. Osman oruçluydu.

 

Âsiler, hac mevsiminden sonra kalabalığın artacağını düşünmesi ve vilayetlerden yardım geleceği yönündeki haber üzerine ellerini çabuk tuttular. Sonra da Mısırlı bir kaç kişi komşu evin duvarından veya çatıdan içeriye girdiler ve Hz. Osman’ı Kur’ân okurken şehit ettiler. Seksen yaşını geçmiş Hz. Osman şehit edilirken yanında bulunan hanımı Naile’nin de parmakları kesilmişti. Âsiler beytü’l-malı da yağmaladılar. Hz. Osman’ın cenazesinin gömülmesini de engellediler. Ancak akşam ile yatsı arasında gizlice namazı kılınıp defnedildi. Geniş bilgi için baknz: Cevdet Paşa, Kısâs-ı Enbiyâ, I, 485; El-Askalânî, El-Metâlib, IV, 4438; İsmail Yiğit, DİA, Hz. Osman, XXXIII, 441; Aycan, İ. Muâviye b. Ebî Süfyân s.75-95

Hz. Osman’ın öldürülmesi ile ilgili, Muâviye’nin planı şöyle ortaya çıkıyor: Hayattayken faydalandığı Hz. Osman (ra)’ın, öldürülmesinden de faydalanmayı düşünmüş ve bunu uygulamaya koymuştur. Önce Hz. Osman (ra)’ı Şam’a götürmek istedi. Hz. Osman yanaşmayınca, onu koruyacağını, pek yakında Medine’ye bir ordu göndereceğini söyledi. Ancak Muâviye, orduyu hem geç göndermiş, hem de ordunun şehre girmesini engellemiştir.  Zehebî, Tarihü’l-İslam, VI, 121-151-153; Aycan, İ. Muâviye b. Ebî Süfyân s.88/ s.94; Özkes, İ, Emevî Siyaseti, s.25-26

Muâviye yirmi yıla yakın yönetimin başında bulundu. Bu dönemde hiçbir zaman Hz. Osman (ra)’ın kanından bahsetmedi. Onu şehid edenleri cezalandırma yoluna da gitmedi. Özkes, İ, Emevî Siyaseti, s.51

Hz. Osman (ra); şehâdetinden altı ay önce Muâviye’den yardım istedi. Muâviye hemen gönderiyorum deyip altı ay kadar sessiz kaldı. Adeta Hz. Osman (ra)’ın şehit edilmesini bekledi. Hz. Osman (ra)’ın evi kuşatıldığı zaman; Muâviye’den istediği Şam askeri geldi. Medine dışında ordugâh kurdu. Muâviye askerine: “Benden haber gelmedikçe şehre girmeyeceksiniz!” diye kesin emir verdi.

Hz. Osman (ra) şehit edilince de: “Hz. Osman, Ali’nin yardımı ve desteğiyle katledildi, sorumlusu odur!” diyerek Şamlıları kışkırttı ve fitneyi başlattı. Hz. Osman (ra)’ın hanımı Naile’nin kesilen parmaklarını ve Hz. Osman (ra)’ın kanlı gömleğini Şam Mescidi’ne astırdı ve bir yıl kadar orada bıraktı. Böylece Şamlılar: “Osman’ın intikamı alınmadıkça; hanımlarımıza yaklaşmayacağız! Sıcak yatakta yatmayacağız! Soğuk su içmeyeceğiz, diye yemin ettiler!” Zehebî, Tarihü’l-İslam, VI, 153; En Sevgilinin Dostları, s.271-316-323; Cevdet Paşa, Kısâs-ı Enbiyâ, I, 488.497.503