HAKEM OLAYI (TAHKİM)

Sayfa 367 den alınmıştır.

 

Hile ile savaşın durdurulmasından sonra, hile ile Hz. Ali (kv)’nin yönetimden uzaklaştırılması (Hal’ edilmesi)

 Muâviye, Sıffîn’de savaşı kaybettiğini anlayınca Amr İbnü’l Âs’ı çağırdı: “Ey Amr, neredesin? Hazırladığın hileler bir işe yaramazsa, bugün helâk olacağız!” dedi.

Amr: “Bugün Hicaz ve Kûfe halkından öyle bir şey isteyeceğim ki; kabul etseler kendi aralarında ayrılığa düşecekler, kabul etmezlerse de paramparça olacaklar!” dedi. Sonra büyük Şam Mushafı’nın sayfalarını ön safta savaşan askerlerin mızraklarının ucuna bağlatarak: “Kur’ân hâkimdir, aramızda hüküm versin!” demelerini emretti. İbnü’l Esîr, El-Kâmil, III, 321; Zehebî, Tarihü’l-İslam, VI, 287; En Sevgilinin Dostları, s.335; İbn Kesîr, El-Bidâye, VII, 438

 

Muâviye ve Amr İbnü’l Âs’ın fikriyle Sıffîn’de, Şam askeri Kur’ân’ı mızraklarına taktıklarında, Hz. Ali (kv) şöyle buyurdu: “Bu bir hiledir. Muâviye, Amr İbnü’l Âs, İbn Ebî Muayt ve Dahhak b. Kays, Abdullah b. Ebî Serh; Kur’ân ehli değillerdir. Kur’ân’la, dinle ilgileri yoktur. Onların Mushaf sahifelerini kaldırması açıkça bir hile ve aldatmacadır. Ben onları çocukluklarından beri tanırım. Onlar küçükken kötüydüler, büyüdüler yine kötülüğe devam ediyorlar. Savaşı bırakmayın! Bu Amr’ın açık bir hilesidir.”

Hz. Ali (kv)’nin kendi saflarından sayıları yirmi bini bulan, çok namaz kılan ve çok Kur’ân okuyan; başlarını Eş’as b. Kays’ın çektiği, ileride “Hâricî” adıyla anılacak olan bir grup, Hz. Ali (kv)’ye baskı yaparak savaşı durdurdu. Ancak Mâlik Eşter; Hz. Ali (kv)’ye; “Ey Emir! Bu bir hiledir! Bana bir saat daha müsaade et! Şam askerinin işini bitireyim!” dedi. Ancak Hz. Ali (kv)’ye Hâricîler: “Hemen Eşter’e haber gönder, savaşı bıraksın!” diye direttiler. “Ya seni Muâviye’ye teslim ederiz! Ya seni öldürürüz! Ya da biz ordudan ayrılırız!” dediler. Hz. Ali (kv) çaresiz bırakıldı. Ümmet-i Muhammed arasında fitneye ve bölünmeye sebep olmak istemeyerek savaşı durdurdu. Tarih-i Taberî, IV, 45-46; İbnü’l Esîr, El-Kâmil, III, 321-323; Zehebî, Tarihü’l-İslam, VI, 287-288; İbn Kesîr, El-Bidâye, VII, 440-441; Cevdet Paşa, Kısâs-ı Enbiyâ, I, 564; Aycan, İ. Muâviye b. Ebî Süfyân s.116; Özkes, İ, Emevî Siyaseti, s.111

Muâviye; kendisine hakem olarak Amr İbnü’l Âs’ı seçti. Eş’as b. Kays’ın başını çektiği Hâricîler de Hz. Ali’ye, Ebû Mûsa el-Eş’ari’yi teklif ettiler. Hz. Ali (kv) buyurdu ki: “Ben ona razı değilim! Benim adayım Abdullah b. Abbas olmalı!” Hz. Ali (kv); Mâlik Eşter gibi başka isimler de söyledi, ancak kabul edilmedi. Aralarında Eş’as b. Kays’ın da olduğu çoğunluğu Kur’an hafızlarından oluşan Hâricî topluluğu, Ebû Mûsa el-Eş’ari’den başkasına razı olmadılar. Hz. Ali (kv) şöyle buyurdu: “Şamlılar’ın tayin ettiği Amr İbnü’l Âs’ı, benim üzerime hakem kabul ediyorsunuz! Oysa o bana düşmandır! Amr’ın bana karşı Muâviye’den ne farkı var!” Tarih-i Taberî, IV, 46-47; İbnü’l Esîr, El-Kâmil, III, 323-324; İbn Kesîr, El-Bidâye, VII, 444; Cevdet Paşa, Kısâs-ı Enbiyâ, I, 566-567;

Hz. Ali (kv) efendimiz; hakem seçimi için çaresiz bırakıldı: “Ebû Mûsa el-Eş’ari bu işin ehli değildir! Beni dinlemiyorsanız kimi isterseniz seçin!” buyurdu. Âsîler, Ebû Mûsa el-Eş’ari’den başkasını kabul etmediler.

Bu hile sonucunda Muâviye, Şam askeri ile birlik beraberlik içinde Şam’a döndü. Hz. Ali (kv) ise ayrılık ve ihtilaf rüzgârlarıyla Kûfe’ye döndü. İbn Sa’d, Tabakât, III, 33

Sekiz ay sonra, dörder yüz kişi ile Dûmetü’l-Cendel veya Ezruh’ta bir araya gelen hakemler; uzun uzun müzakere yaptılar. Bu sırada da Muâviye’nin birkaç defa Amr İbnü’l Âs’a, işi kendi lehine çevirmesi için tehdit mektubu gönderdiği nakledilir.

Amr İbnü’l Âs, Ebû Mûsa el-Eş’ari’ye, olmadığı kadar büyük hürmet gösterdi. Her sabah atını Ebû Mûsa’nın kapısına yanaştırır: “Sen Ashâb’ın da benim de büyüğümsün, buyur bin!” diyerek aşırı hürmet gösterirdi. Ebû Mûsa da ona inanırdı. Minbere çıkma ve kararları açıklama zamanı geldiğinde Amr İbnü’l Âs: “Ey Ebû Mûsa! Sen benim büyüğümsün önden buyur, sen söze başla!” diye ileri sürdü. Daha önce anlaştıkları üzere hem Hz. Ali’yi, hem de Muâviye’yi emirlikten azledip, hilâfeti şûraya havale edeceklerdi. Ebû Mûsa el-Eş’ari, minbere çıkıp: “Ben kendi adayım Hz. Ali’yi de, Muâviye’yi de emirlikten azlettim” dedi. Ondan sonra minbere çıkıp, söz alan Amr İbnü’l Âs ise: “Hepiniz gördünüz ki, Ebû Mûsa el-Eş’ari; kendi adayı Ali’yi azletti, ben de Ali’yi azlettim. Onun yerine Muâviye’yi emir tayin ettim” dedi. Amr’ın sözleri ortalığı karıştırdı. Ebû Mûsa el-Eş’ari: “Ey Amr! Allah seni muvaffak etmesin, bana ihanet ettin!” dedi. İbn Abbas: “Kabahat Amr’ın değil, onu bu işe tayin edenlerin!” dedi. Şurayh b. Hâni kamçısı ile Amr’ın başına vurdu. Halk araya girip büyük bir kavga çıkmasını engellediler. Tarih-i Taberî, III, 111-113; İbnü’l Esîr, El-Kâmil, III, 338-339; İbn Sa’d, Tabakât, V, 92; Zehebî, Tarihü’l-İslam, VI, 295-300; İbn Kesîr, El-Bidâye, VII, 445/455; Cevdet Paşa, Kısâs-ı Enbiyâ, I, 567/576

Hz. Ali (kv), Kûfe’den Dûmetü’l-Cendel’e gönderdiği dört yüz kişilik birliğin başında bulunan Şurayh b. Hâni’ye, Amr İbnü’l Âs’ın yanına varınca şunları söylemesini tavsiye etti: “Ey Amr! Allah katında en iyi insan, hak ile hüküm verendir. Sen hakkın nerede olduğunu çok iyi bildiğin halde, dünya tamâhı için Allah’a ve O’nun dostlarına düşmanlık etmeyi bırak. Hâinlere dost ve zalimlere yardımcı olmayasın. Böyle yaparsan sana yazıklar olsun! Vallahi senin ölmeden önce buna çok pişman olup: “Keşke Müslümanlara düşmanlık etmeseydim. Bâtılı hak diye göstermeseydim. Keşke hüküm verirken rüşvet almasaydım…” diyeceğin günler çok yakındır.” İbnü’l Esîr, El-Kâmil, III, 335

Amr İbnü’l Âs; Hakem Olayı’ndan hilekârlık yaptıktan sonra hâlâ Muâviye’nin Hz. Osman (ra)’ın velisi olduğu yönünde âyetler okuyup, deliller getirip duruyordu. Ebû Mûsa el-Eş’ari: “Ey Amr! Allah’tan kork! “Muâviye, Osman’ın velisidir” diyorsun. Veli, kişinin oğludur. Hz. Osman’ın hayatta iki oğlu var. Onlar henüz yaşarken bu iş Muâviye’ye nasıl düşer? Senin Muâviye’yi isteyip durmaktaki muradın, sana ne dilersen vermesidir. Bu Allah’ın hükmüne karşı durmaktır. Allah’ın hükmünü rüşvet alarak bozmak yoktur!” dedi. Tarih-i Taberî, IV, 50

Süveyd b. Gafle nakletti: Mucizeyi Nebevî’den olarak Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellem Hakem Olayı ile ilgili şöyle buyurdu: “İsrâiloğulları ayrılığa düştüler. İhtilafları aralarında devam etti. Nihayet iki hakem tayin ettiler. O hakemler de saptılar ve kendilerine uyanları da saptırdılar. Bu ümmet de ayrılığa düşecektir. Aralarındaki ihtilafları devam edecek, nihayet iki hakem tayin edeceklerdir. Bu hakemler kendilerini sapıtacakları gibi, kendilerine tabi olanları da saptıracaklardır.” İbn Kesîr, El-Bidâye, VI, 295/ VII, 456

Hz. Ali (kv); hakemlerin yazdığı anlaşma maddelerini okudu ve kabul etmediğini açıkladı. Gerekçe olarak da: “Hakemler söz verdikleri halde Kur’ân ve Sünnet’i bir kenara bıraktıklarını, hüküm verirken kendi nefis ve hevâlarına göre karar aldıklarını” söylemiştir. B. Varol, Hz. Hasan, s.99; İslamoğlu, M, İmamlar ve Sultanlar, s.63

Allah (celle celâlühü), hakkı gizlemeyi şu âyeti kerime ile yasaklamıştır. “Hakkı bâtıla karıştırıp da bile bile gerçeği gizlemeyin!” Bakara 2/42

Hakem Olayı’ndan sonra Muâviye halifeliğini ilan edip kendisi için biat aldı. Amr İbnü’l Âs’ı da vaâd ettiği Mısır’a gönderdi. Kendisi de Hz. Ali (kv)’nin hükmündeki bütün vilayetlere ordular gönderip saldırmaya başladı. Zehebî, Tarihü’l-İslam, VI, 303

Hz. Ali (kv), Muâviye’nin Örtüsünün Açıldığını Söylüyor

Hakem Olayı’ndan sonra Hz. Ali (kv)’nin Amr İbnü’l Âs’a gönderdiği mektupta şöyle diyordu: “Dinini, örtüsü açılmış bir adamın dünyasına tabi kıldın. Meclisinde seçkin olanı ayıplayan, yumuşak huylu olanı ortaklığıyla alçaklaştıran bir adamın peşinden gittin. Köpeğin aslana tabi olup pençelerine sığındığı ve kendisine atılacak av artığını beklediği gibi onun artığını istedin. Dünya ve ahiretini kaybettin. Eğer Allah fırsat verirse Ebû Süfyân’ın oğlunun da senin de cezanı vereceğim. Eğer böyle kalırsanız çok büyük kötülükler sizi beklemekte!” Eş-Şerif er-Râdi, Nehcü’l Belâğa, s.297

Hudeybiye’de Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellem; Mekkeli müşriklerin temsilcisi Süheyl b. Amr ile antlaşma yazarlarken Hz. Ali (kv) kâtipti. Antlaşmanın başına “Muhammed Resûlüllah ile Süheyl b. Amr arasındaki anlaşmadır” diye yazmıştı. Süheyl b. Amr: “Resûlüllah” kelimesine itiraz etti. “Biz Muhammed’in peygamberliğini kabul etsek, onunla savaşmayız” dedi. Hz. Ali (kv) ise, edebinden “Resûlüllah” kelimesini silemeyeceğini söyleyince; Peygamberimiz (sav): “O kelimeyi göster” buyurup, kendisi sildi. Buhârî, Megâzi 43, 4251/ Sulh 6, 2698, 2699/ Cizye 19, 3184; Buhârî Tecrid Terc. VIII, 116-119; Müslim, Cihad 92/ VIII, 299; Ahmed, Müsned, XVII, 25308; Hâkim, El-Müstedrek, IV, 2703 BMT; Dârimî, Siyer 64, 2510; İbn Kesîr, El-Bidâye, IV, 290

Sonra da Mûcize-yi Nebevî’den olarak şöyle buyurdu. “Yâ Ali! Bir gün senin başına da, bunun aynısı gelecek!” diye haber verdi. Nesâî, VII, Hasâis, 8523

13 Safer 37/657 tarihinde Sıffîn Savaşı’nın sonunda, Muâviye’nin adamı Amr İbnü’l Âs; anlaşma için geldi. “Emirü’l-Mü’minin Ali ve Muâviye arasındaki anlaşmadır.” Yazılınca, Amr itiraz ederek: “Onun emirliğini kabul etsek, savaşmazdık!” dedi. Bunun üzerine Hz. Ali (kv) bir süre durduktan sonra: “Allah Resûlü (sav) doğru söyledi” buyurdu. “Allahü Ekber, naziredir…” deyip Hudeybiye günü olanı nakletti ve o kelimeyi kendisi sildi. Amr İbnü’l Âs ise: “Sen, bizi kâfir yerine mi koyuyorsun?” dedi. Hz. Ali (kv); Amr’a şöyle dedi: “Sen her zaman fâsıklara yardımcı, Müslümanlara ihanet içinde olmadın mı?” Amr, Hz. Ali (kv)’ye: “Bir daha senin bulunduğun mecliste bulunmayacağım!” dedi. Hz. Ali (kv) de: “Ben de dilerim ki, Allah zül celal Hazretleri senin gibilerden benim meclisimi temizlesin!” buyurdu. İbnü’l Esîr, El-Kâmil, III, 325;. Ahmed, Müsned, XIX, 27608; Zehebî, Tarihü’l-İslam, VI, 294; M. Câmi, Şevâhidü’n-Nübüvve, s.97; Cevdet Paşa, Kısâs-ı Enbiyâ, I, 177/s.568; A. Köksal, İslam Tarihi, XIII, 198-199;

 

Hz. Ömer (ra); Habis b. Sâdi adında bir sahâbîyi, Humus’a kadı yapmak için teklifte bulundu. Bu zat “Yaparım” deyince, Hz. Ömer de onu kadılığa tayin buyurdu. Çok geçmeden geri gelip, Hz. Ömer’in (ra) huzuruna çıktı ve acayip bir rüya gördüğünü anlattı: “Güneş doğudan geldi. Yanında birçok melekler vardı. Ay da, batıdan geldi. Yanında birçok yıldızlar vardı” deyince, Hz. Ömer (ra): “Sen hangi taraftaydın? diye sordu. Habis: “Ay tarafındaydım” dedi. Hz. Ömer: “Sen ışığı azalmış, kişi ve işaretler ile beraber oluğun için artık seni istemem!” deyip vazifeden azletti. Ne acayip bir durum ki, bu Habis, Sıffîn’de Muâviye ile beraber bulundu ve bu savaşta öldürüldü. Cevdet Paşa, Kısâs-ı Enbiyâ, I, 570

Resûlüllah sallellâhü aleyhi ve âlihi vesellemin en mahrem sırlarını açtığı, Huzeyfe b. Yemân, Hz. Osman (ra)’ın şehâdetinden kırk gün sonra vefat etti. Gelecek olan fitne ve ihtilâfları önceden bildiği için; oğullarına da sıkıca tembih ve vasiyet etti. İki oğlu da Hz. Ali (kv)’nin yanından hiç ayrılmadı ve ikisi de Sıffîn’de şehit oldu. Radiyallahü anhü ve erdahü. Hâkim, El-Müstedrek, VIII, 5679; Zehebî, Tarihü’l-İslam, VI, 200;  İbnü’l Esîr, El-Kâmil, III, 292; Cevdet Paşa, Kısâs-ı Enbiyâ, I, 502;

Zührî nakletti: “Ashâb’tan şâhidliği iki kişinin şâhidliğine denk olan Huzeyme b. Sabit de Ammâr b. Yâsir şehit edilince savaşa girişti ve Hz. Ali’nin saflarında savaşırken şehit edildi.” Hâkim, El-Müstedrek, VIII, 5747-5750; El-Askalânî, El-Metâlib, IV, 4498; İbn Sa’d, Tabakât, III, 296; İbn Kesîr, El-Bidâye, VII, 487

 

Üveys el-Karânî Hazretleri de Sıffîn günü Hz. Ali (kv)’nin önünde savaşırken Muâviye askerlerince şehit edildi. Hâkim, El-Müstedrek, VIII, 5770; Zehebî, Tarihü’l-İslam, VI, 267

 

Hz. Ali (kv); halife seçildiği zaman; Muâviye’nin biata yanaşmayıp isyan ettiğini görünce, Şam üzerine yürümek için ordu hazırladı. Ancak Cemel Vak’ası ortaya çıkınca Basra’ya yöneldi. İkinci defa ordu topladı. Sıffîn’de dört ay kadar Muâviye ile savaştı. Hakem Olayı ile Amr İbnü’l Âs, Muâviye’yi büyük bir hezimetten kurtardı. Hz. Ali (kv), üçüncü defa Şam üzerine yürümek için büyük bir ordu topladı. Abdullah b. Vehb başkanlığındaki Hâricîler, Nehrevan’da toplandı. Onların üzerine yürümeye mecbur kaldı. Asker dağılmadan, Şam üstüne yürümek istedi. Ancak ileri gelenler; aileleri ile görüşmek için, bir günlük izin istediler. Maalesef asker dağıldı, toparlanamadı. Hz. Ali (kv) bu sefere çıkamadı. Şehit oluncaya kadar da, bu durumdan yakındı ve muzdarip oldu. Hz. Ali (kv); Mısır işgal edilirken de asker toplamak istediyse de insanlar onun bu emir ve dâvetlerine aldırış etmediler. Sonra da Allah’ın takdiriyle, içindeki öfkesiyle şehâdete erdi. Tarih-i Taberî, IV, 55; İbnü’l Esîr, El-Kâmil, III, 349-353-358; İbn Kesîr, El-Bidâye, VII, 481; Cevdet Paşa, Kısâs-ı Enbiyâ, I, 579-582

 

Hz. Ali (kv)’ye şehâdetinden önce ölüm üzerine, kırk bin kişi biat etmişti. Şam seferine hazırlanırdı. Ancak şehâdeti gerçekleşti. Bu kırk bin kişi Hz. Hasan (ra)’a biat etmişlerdir. Cevdet Paşa, Kısâs-ı Enbiyâ, I, 599